"Zihinsel ve duygusal sağlığınızı güçlendirin. Burada kendinizi keşfedecek, sorunlarınızı anlamlandıracak ve daha dengeli bir yaşam için destek bulacaksınız."

Bize Ulaşın
Telefon 0538 447 93 58
Konum Mücahitler Mahallesi 52078 Sokak No: 2
OKAN TOWERS Kat: 6 No: 88
Şehitkamil/Gaziantep
Bizi Takip Edin
Gaziantep Psikolog Cansu ÖZTÜRK
Gaziantep Psikolog Cansu ÖZTÜRK
Bize Ulaşın
Telefon 0538 447 93 58
Konum Mücahitler Mahallesi 52078 Sokak No: 2
OKAN TOWERS Kat: 6 No: 88
Şehitkamil/Gaziantep
Bizi Takip Edin

Terk Edilme Şeması

Gaziantep Psikolog Cansu ÖZTÜRK Terk Edilme Şeması: İlişkilerde Belirsizlik, Kaygı ve Bağlanma Üzerindeki Derin Etkisi Bloğu

Terk Edilme Şeması: İlişkilerde Belirsizlik, Kaygı ve Bağlanma Üzerindeki Derin Etkisi

Terk edilme şeması, Şema Terapi’nin temel kavramlarından biridir ve bireyin ilişkilerinde tekrar eden kaygıları, duygusal dalgalanmaları ve bağlanma biçimlerini derinden etkileyen bir yapıdır. Bu şema, kişinin çocukluk döneminde yaşadığı güvensiz, tutarsız, kopuk veya istikrarsız bakım deneyimlerinin yetişkinlikte de benzer duygusal kalıplarla kendini göstermesidir. Terk edilme şeması olan birey, ilişkilerde sürekli kaybetme korkusu yaşar, karşısındaki kişinin bir gün gideceğine inanır ve bu korku çoğu zaman davranışlarına yön verir. Bu makale, terk edilme şemasının kökenlerini, ilişkilerde nasıl çalıştığını, duygusal etkilerini ve iyileşme sürecini 1200 kelimelik kapsamlı bir psikolojik analizle ele almaktadır.

Terk edilme şemasının temelinde, çocuğun bakım verenini duygusal olarak erişilemez, tutarsız ya da güvensiz bir figür olarak deneyimlemesi yatar. Bu çocuk bazen sevgi görür, bazen görmez; bazen yakınlık vardır, bazen tamamen geri çekilme. Çocuğun zihni bu dalgalı yapıyı anlamlandıramadığı için dünyaya dair en derin inançlarından biri oluşur: “Birine bağlanırsam beni bırakacak.” Bu inanç yetişkinlikte de kendini tekrar eder. Kişi ilişkiye ne kadar yatırım yaparsa yapsın, ne kadar mutlu olursa olsun, içten içe hep aynı korku vardır: “Bu mutluluk geçici. Bir gün bitecek.” Bu inanç onu hem duygusal olarak hırpalar hem de ilişkideki davranışlarını biçimlendirir.

Terk edilme şeması olan bireyler ilişkilerde yoğun bir kaygı yaşarlar. Sevgi aldıklarında bunu uzun süre duygusal olarak taşıyamaz, hemen ardından yine bir belirsizlik hissi başlar. Karşı taraf birkaç saat mesaj atmasa, gün içinde yoğun olsa ya da duygusal modunda bir düşüş yaşasa bile bu kişi için adeta bir alarm sistemi çalışır. “Gidiyor”, “Artık beni istemiyor”, “Bir şey değişti” gibi düşünceler hızla zihni doldurur. Bu düşünceler çoğu zaman gerçekçi olmasa da bireyin içsel yarasına dokunduğu için çok güçlü hissedilir. Kişi bu duygusal fırtınayı sakinleştirmeye çalışırken ilişkide aşırı kontrol, yoğun ilgi beklentisi, sürekli teyit ihtiyacı veya tam tersi aşırı geri çekilme gibi davranışlar ortaya çıkabilir.

Bu şema ilişkilerde belirli döngüler yaratır. İlk aşamada yoğun bir bağlanma ve yakınlık isteği görülür. Kişi, sevgi aldığı anda bağlanır çünkü yakınlık onun için hem çok değerli hem de çok korkutucudur. Yakınlık arttıkça terk edilme ihtimalinin artacağına inandığı için ilişkide aşırı duyarlılık geliştirir. Partnerinin en küçük davranış değişimi bile onun için bir tehdit gibi algılanır. Bu durumda birey ya daha çok tutunmaya çalışır ya da incinmemek için içten içe geri çekilmeye başlar. Terk edilme şeması, paradoksal olarak hem yakınlığa hem uzaklığa aynı anda ihtiyaç duyan bir içsel çatışma yaratır.

Terk edilme şemasının psikolojik etkilerinden biri de kişinin duygusal regülasyonunun zayıflamasıdır. Partnerden gelen en ufak bir değişiklik, içsel dünyada çok büyük bir dalga yaratır. Normal bir ilişkisel süreç olan duygu iniş çıkışları bile kişi tarafından terk edilmenin habercisi olarak değerlendirilir. Bu durum, yoğun kaygı, huzursuzluk, bağımlı ilişki eğilimleri, düşük öz-değer algısı ve kronik güvensizlik hissi doğurur. Birey, “Beni istemeyecekler”, “Ben yeterli değilim”, “Bir şekilde yalnız kalacağım” gibi düşüncelerle başa çıkmaya çalışır. Bu düşünceler zamanla hem ilişkisel doyumu azaltır hem de kişinin kendilik algısını aşındırır.

Çocukluk deneyimleri terk edilme şemasının en belirgin kaynağıdır. Duygusal olarak istikrarsız ebeveyn tutumları, boşanmalar, kayıplar, ebeveynin sık sık ortadan kaybolması, tutarsız bağlanma örüntüleri veya ebeveynin kendi psikolojik sorunları çocuğun güven duygusunu zedeler. Çocuk dünyayı güvenli bir yer olarak deneyimlemek yerine, “Her an biri gidebilir” hissiyle büyür. Bu his yetişkinlikte artık bir gerçeklik değil, bir inanç, daha doğrusu bir şema hâlini almıştır. Bu nedenle yetişkin birey sevgiyi elde etse bile ona güvenemez; çünkü zihni sevgiye değil kaybetmeye odaklanmıştır.

Terk edilme şeması ilişkilerde yalnızca kaygı yaratmakla kalmaz; aynı zamanda kişiyi seçimlerde de etkiler. Şeması güçlü olan bireyler genellikle tutarsız, duygusal olarak erişilmez, kararsız veya bağlanma problemi olan partnerlere çekilir. Çünkü şema tanıdık olana yönelir. Güvenli bir ilişki, şema için “alışılmadık” ve “sıkıcı” gelebilir. Buna karşın duygusal açıdan zor bireyler, şemayı tetiklediği için kişiye daha çekici görünür. Bu nedenle kişi bilinç dışında aynı döngüyü tekrar eden ilişkilere yönelir ve her seferinde aynı sonla karşılaşır.

Terk edilme şemasıyla baş etmek mümkündür ancak duygusal emek ister. İyileşmenin ilk adımı, kişinin bu şemaya sahip olduğunu fark etmesidir. Şema fark edildiğinde kişi artık kendi duygusal tepkilerini anlamlandırmaya başlayabilir. Kaygı yaşadığında bunun bugünün gerçeğiyle değil, geçmişteki duygusal eksikliklerle bağlantılı olduğunu görmek bireyi rahatlatır. İkinci adım, zihinde otomatikleşmiş felaket senaryolarını sorgulamaktır. Partner mesaj atmadı diye “Terk edildim” düşüncesine gitmek, şemanın bir yansımasıdır; gerçekliğin değil.

Terapötik süreçte terk edilme şemasının iyileştirilmesi için duygusal ihtiyaçların yeniden tanımlanması, içsel çocuğun güven duygusunun onarılması ve kişinin kendine güvenen bir yetişkin parçası oluşturması önemlidir. Birey, kendi kendine güvenmeyi öğrendiğinde dışarıdan gelen en ufak değişiklik artık tehdit gibi hissedilmez. Sağlıklı sınırlar, dengeli bir ilişki beklentisi ve duygusal düzenleme becerileri geliştikçe şema gücünü kaybetmeye başlar.

Sonuç olarak terk edilme şeması, kişinin ilişkilerde yaşadığı kaygının, güvensizliğin ve duygusal yoğunluğun temel kaynağı olabilir. Bu şema, sevgiye duyulan derin ihtiyaçla kaybetme korkusunu aynı anda barındırır. Ancak fark edildiğinde ve üzerinde çalışıldığında değişmesi mümkündür. Kişi artık ilişkilerinde kaybetme korkusuyla değil, güven ve dengeyle hareket etmeye başlar. En önemlisi, sevginin istikrarlı ve güvenli bir deneyim olabileceğine inanmayı öğrenir. Bu inanç yerleştikçe, terk edilme şemasının yarattığı döngü yavaş yavaş kırılır ve birey kendi duygusal özgürlüğüne kavuşur.

İlgili Gönderiler

Profesyonel Destek İçin
Her Zaman Yanınızdayız

0538 447 93 58
Gaziantep Psikolog Cansu ÖZTÜRK

İlk Adımınız
İletişim Olsun

Hemen Ara Yol Tarifi Whatsapp Instagram